Hacı Bayram-ı Velî kimdir?

Hacı Bayram-ı Velî, Ankara’nın Solfasol köyünde doğmuş; Türk mutasavvıfı tarafından kurulmuş ilk tarikat olan Bayramiyye’nin pîridir.

Hacı Bayrâm-ı Velî, XIV. yüzyılın ilk yarısında Orhan Gazi döneminde Ankara’da doğdu. Taşköprizâde, Mecdî Efendi, Sarı Abdullah Efendi ve İsmâil Hakkı Bursevî’nin verdiği bilgileri aktaran Bursalı Mehmed Tâhir’in risâlesi (Hacı Bayrâm-ı Velî, İstanbul 1329) ve Mehmed Ali Ayni’nin Bursalı Mehmed Tâhir’in eserindeki bilgileri aşmayan hacimli kitabı ile (Hacı Bayrâm-ı Velî, İstanbul 1343), Fuat Bayramoğlu’nun bu iki kitabı temel almakla birlikte daha çok Hacı Bayram ailesi adına vefatından sonra tesis edilen vakıflarla ilgili XVIII ve XIX. yüzyıl resmî belgelerini ihtiva eden ve dikkate değer bir gayret ürünü olan eseri (Hacı Bayram-ı Veli: Yaşamı-Soyu-Vakfı, I-II, Ankara 1983) dışında, hakkında kaynakların tenkidine dayalı ciddi bir çalışma yapılmamıştır.

Hacı Bayrâm-ı Velî’ye dair yazılan diğer kitaplar bu eserlerdeki sınırlı bilgilerin tekrarından ibarettir.

Bursalı Mehmed Tâhir, Abdülkādir b. Yûsuf el-İsfahânî’ye ait 832 (1428-29) tarihli vakfiyede Hacı Bayram’ın adının “Kutbü’l-evliyâ eş-Şeyh el-Hâc Bayram b. Ahmed b. Mahmûd el-Ankaravî” olarak geçtiğini yazar (Hacı Bayrâm-ı Velî, s. 4).

Mehmed Ali Ayni, “Bursalı Mehmed Tâhir’in ve Mecdî’nin verdiği mâlûmata ve tahmine göre” Hacı Bayram’ın 753 (1352) yılında doğduğunu söyler (Hacı Bayrâm-ı Velî, s. 50).

Bayramiliğin kuruluşu, Hacı Bayram’ın şeyhi Hâmid-i Velî’nin ölümünden sonra Ankara’ya dönüşüyle başlamış olarak kabul edilir. Hâmid-i Velî’nin Anadolu’ya getirdiği manevi emaneti onun tarafından özel bir öğreti olarak düzenlenip adlandırılmamış; büyük bir mürşit olan Hâmid, bu görevi en seçkin ve büyük müridi Hacı Bayram’a bırakmıştır (Bayramoğlu 1983:59; Turan 2011: 158). Çok geniş bir ilgi çemberinin merkezinde yer alan Hacı Bayram, Bayrami tarikatını yaymaya başlamıştır. Hacı Bayram-ı Velî, bu dönem zarfında hem talebelerini yetiştirmiş, hem de belli saatlerde camide insanlara vaaz ve nasihat etmiştir. Halk, Hacı Bayram-ı Velî’nin vaazlarına büyük bir istekle katılmış, bazı kerametlerini görünce de ona daha çok bağlanmışlardı (Turan ve Cunbur 1999:75). Hacı Bayram’a olan bu iltifat ve hakkındaki söylentiler sebebiyle II. Murâd Han, Hacı Bayram-ı Velî’yi Edirne’ye davet etmiştir. Hacı Bayram, davete icabet edip Akşemseddîn ve bir kaç müridi ile birlikte Edirne’ye gitmiştir (Bayramoğlu 1983: 25). Hacı Bayram, Sultan Murâd ile uzun sohbetlerde bulunmuş bunun neticesinde de pek çok ihsana mazhar olmuştur. Hacı Bayram-ı Velî, Edirne’de bulunduğu müddet içinde, camilerde vaaz vermiştir. II. Murâd Han’ın Edirne’de kalması için ısrarına rağmen bir müddet sonra Gelibolu’ya gitmiş. Orada da Yazıcızâde Ahmed Bîcân ve Muhammed Bîcân kardeşlerle görüşmüş, onların da Bayramiyye yoluna girerek, tasavvufta ilerlemelerine sebep olmuştur (Evliyalar Ansiklopedisi 1992: 332-333; Aynî 1986: 103). 

Hacı Bayram-ı Velî, Ankara’ya döndükten sonra ömrünün sonuna kadar İslâmiyeti yaymak için uğraştı. Talebelerine ve sohbete gelen herkese, Allah ü Teâlâ’nın emirlerini bildirip, yasaklarından kaçınmanın şart olduğunu anlattı (Evliyalar Ansiklopedisi,1992: 332-333).

Hacı Bayram, son derece önemsediği tasavvuf ve felsefe ağırlıklı eğitimin yanında Hadis, Tefsir, Kelam, Fıkıh gibi İslami ilimlere dayalı derslere de yine aynı hassasiyetle eğilmiş, özellikle Anadolu Türk muhitinde bu derslerin öğretimine önem vermiş, bu vesileyle de “bilim ve tasavvufu birleştirme başarısını göstermiş büyük bir mütefekkirdir (Araz 2007: 70; Kılıç 2006: 41). Hacı Bayram-ı Velî; bilgi, sabır, beceri, tefekkür ve hoşgörü ile tasavvufi olgunluğa ulaşarak “İlim-Tasavvuf sentezi”ni yapmıştır (Güzel 2002: 295). Hacı Bayram Velî çok iyi derecede Arapça ve Farsça bilmesine rağmen, Türkçeye rağbet etmesi ve şiirini Türkçe yazması, Anadolu insanı ile sıcak bir bağ kurmasına ve millî birliğin oluşmasına zemin hazırlamıştır (Kılıç 2006: 43).

Hacı Bayram-ı Velî hayatının sonuna kadar müridlerini terbiye etmiş, onların geçimlerini sağlamaları için yeteneklerine göre sanata ve ziraate yöneltmiştir. Kendisi de bizzat müridleri ile çalışmış ve helal rızık kazanmanın önemini her fırsatta vurgulamış, uygulamayla göstermiştir. Hayatı boyunca dünya ile ahiret ahengine verdiği önemi yaşama stili ile göstermeye çalışmıştır. Cezbe merkezi haline gelen büyük Velî, çevresine toplanan müridleriyle Türk sosyal ve kültürel hayatında çok önemli bir mevkiye sahip olmuştur (Turan 2004: 45). Anadolu insanını, yetiştirdiği önemli şahsiyetlerle dinî, ahlaki, iktisadi ve hatta siyasi açıdan geniş ölçüde etkilemiştir. Bunların arasında Akşemseddin, Eşrefoğlu Rumî, Molla Zeyrek, Yazıcıoğlu Ahmet ve Mehmet Bican kardeşler gibi şahsiyetler bulunmaktadır (Kılıç 2006: 43).

Bir veli, içinde bulunduğu toplum için artık sadece bir insan değil, inandığı değerler bütününün kendisidir (Ocak 1992:7). Hacı Bayram-ı Velî de Anadolu insanının topyekûnunun değerlerini temsil etmiştir. Ankara’nın kültür tarihi açısından mimari olan Hacı Bayram-ı Velî, Anadolu’daki millî edebiyatın ve tasavvufi hayatın gelişip yayılmasında büyük rol oynamıştır (İsen 1994:56-72).

Hacı Bayram-ı Velî, büyük cihan imparatorluğunun mayalanmasında da büyük rol oynamış, kuvvetli bir iman, birlik, bütünlük istiklal ve parlak bir istikbalin temsilcisi olmuştur (Turan ve Cunbur 1999: 89).


Kaynaklar: yesevi.edu.tr – islamansiklopedisi

Yorum yapın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.