Miraç Kandili nedir? Ne zaman kutlanır ?

Miraç, Miraç olayı, Miraç kandili, Miraç kandili ne zaman, Miraç gecesi, miraç nedir, miraç isminin anlamı, miraç kandili nedir, miraç kandili 2016

14 Mayıs 2015 Perşembe, 18:05
mirac-kandili-nedir-ne-zaman-glprydn

Miraç, kelime manası itibariyle ‘merdiven‘, ‘yükselecek yer‘, ‘en yüksek makam‘ manalarına gelmektedir. Receb ayının 27. gecesi ise Miraç Kandili‘dir.

Hz. Muhammed (s.a.s)’in Allah’ın huzuruna yükseldiği gece olarak kabul edilen Miraç Kandili, üç ayların ilki ‘Recep’ ayına denk geliyor.

Miraç, mana olarak merdiven, yukarı çıkmak ve yükselmek anlamlarını ifade ediyor. İslam literatüründe ise Kâinat Serveri’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) göğe yükselmesi, mekandan münezzeh olan Allah’ın huzuruna kabul edilmesi olayıdır.

Miraç hadisesi iki aşamadan oluşuyor. Birinci safhada, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa (Beytü’l-Makdis)’a (Kudüs) götürülür. Kur’an-ı Kerim’in İsra Sûresi’nin 1. ayetinde de zikredilen bu aşama, gece yürüyüşü anlamına gelen ‘İsra’ adını alıyor. İkinci sırayı ise Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) Mescid-i Aksa’dan Allah’ın (cc) huzuruna yükselişi oluşturuyor.

Hz. Muhammed, yolculuğunda ‘Burak’ adlı binekle seyahat etti. Beş vakit namaz bu gece farz kılındı, Allah’a şirk koşmayanların cennete gireceği müjdesi de bu gecede verildi.

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) Miraç’a çıkmasıyla birlikte; mana âleminde yükselmeyi, insanın aklını ve idrakini zorlayan nice üst derecelere ulaşabileceğini, gönül, ruh temizliği ve ahlaki erdemlerin herşeyin sahibi olan Yüce Allah’a bağlılıkla kazanabileceğini hatırlatıyor.

 

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), Miraç hakkında “Ben Miraç’tan daha güzel bir şey görmüş değilim.” buyuruyor.
Miraç’ın bize en büyük armağanı olan ve Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından “bizim miracımız” olarak tarif buyurduğu ‘namaz’ ise iç dünyamızdaki yükselişi ve arınmayı ifade ediyor.

‘Buradan bir parmak ucu geçersem yanarım’

Sahih-i Buhârî’de yer alan hadis-i şerife göre Miraç hadisesi şöyle gerçekleşir: Bir gece Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Kâbe’nin avlusunda (diğer bazı rivayetlerde amcasının kızı Ümmühânî’nin evinde) ‘uyku ile uyanıklık arasında bir durumdayken’ Cebrail (as) yanına geldi ve Efendimiz’in göğsünü açarak kalbini zemzemle yıkadı. Sonra Burak denilen bir binek üzerinde onu Kudüs’e götürdü. Burada Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler tarafından karşılandı. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) imam olarak diğer peygamberlere iki rekatlık namaz kıldırdı.
Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), Kudüs’te kurulan bir Miraç ile Cebrail (as) ile birlikte göğe yükselmeye başlar. Semanın bütün tabakalarına uğrar. Göğün birinci katında Hz. Adem, ikinci katında Hz. İsa ve Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa ve yedinci katında Hz. İbrahim karşılar Kainatın Efendisi’ni.Cebrail (as) ile birlikte yükseliş Sidretü’l-Münteha’ya (hudut ağacı) kadar sürer. Cebrail, “Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım.” diyerek orada kalır. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), buradan itibaren Refref adlı başka bir binekle yükselişini sürdürür. Bu yükselişte, Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabını müşahede eder. Sonunda Allah’ın huzuruna kabul edilir. Mekândan münezzeh olan Allah Teâlâ ile Kur’ân-ı Kerim’in ‘âlemlere rahmet’ olarak gönderdiğini buyurduğu Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) arasında gerçekleşen buluşmada Habib’ine, kendisine şirk koşmayanların Cennet’e gireceği müjdelenirken, Bakara Suresi’nin ‘Âmene’r-resûlü…’ şeklinde başlayan son iki ayeti de hediye olarak verilir. Son olarak, İslam’ın temel ibadetlerinden beş vakit namaz farz kılınır.
Namazın önemine dair Abdullah ibni Amr Hazretleri’nin naklettiği şu hadise kulak vermek yeterli: “Adamın biri, Peygamber Efendimiz’e gelerek amellerin en değerlilerini sormaya başladı. Allah Resûlü, adamın ilk sorusuna:
-Namazdır, dedi.
-Sonra hangisidir?
-Yine namazdır.
-Sonra hangisidir?
-Yine namazdır.
Adam aynı suali dördüncü kez sorunca Efendimiz:
-Allah yolunda cihâd etmektir, buyurdu.”

MİRAÇ GECESİ NAMAZI

Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır. İki rekatte bir selam verilerek kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir. Her rekatte Fatiha’dan sonra on kere ihlas okunur. Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra, imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir. Bu oniki rekat namaz bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :

“Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim” duası okunur.

Ardından da yüz kere istiğfar yapılır.

———–

NOT:
BEYTÜ’L-MAKDİS  // Kudûs Camii /// Mescid-i Aksâ”  HAKKINDA

İslâm’da üç mukaddes mescitten biri olan Kudüs’teki mescid. Müslümanların ilk kıblesi. Buna Beytü’l-Mukaddes (mukaddes ev), Kudûs Camii ve Mescid-i Aksâ* da denir. Mescid-i Aksâ; en uzak mescid demektir. Mekke’ye bir aylık mesafede olduğu için bu isim verilmiştir.

Beytü’l-Makdis tabiri Kur’an-ı Kerîm’de geçmez, hadis-i şeriflerde zikredilir. Ama Mescid-i Aksâ ismi hem Kur’an-ı Kerîm’de ve hem de hadîs-i şeriflerde geçer. Kur’an-ı Kerîm’de İsrâ olayından bahsedilirken şöyle buyurulur: “Ona ayetlerimizden bazısını göstermek için kulunu geceleyin Mescid-i Haram’dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ ya götüren Allah her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. ” (el-İsrâ’ 17/1).

Yeryüzünde yapılan ilk mabed Beytu’llah yani Kâbe’* dir. (Âli İmrân, 3/96). Sonra da Beytü’l-Makdis’dir. Ebû Zer el-Gıfârî* (r.a.) den rivayet edilen bir hadîs-i şerifte şöyle buyurulmuştur: Ebû Zer (r.a.) diyor ki, bir kere ben: “Ya Resulullah! yeryüzünde ibadet için ilk önce hangi mescid bina edildi?” diye sordum. Resulullah (s.a.s.): ” Mescid-i Haram’dır” buyurdu. “-Sonra hangisi?” dedim. “Mescid-i Aksâ” buyurdu. “-Bu iki mescid arasında ne kadar zaman var?” dedim. Resulullah (s.a.s.): “Kırk sene” buyurdu.” (Müslim, Mesacid, 1, 2).

Beytü’l-Makdis’in bânisi Süleyman (a.s.)dır. Nitekim Abdullah b. Ömer (r.a.) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: ” Davud (a.s.)’un oğlu Süleyman (a.s.) Beytu’l-Makdis’in yapımını bitirdikten sonra Cenâb-ı Hak’tan üç dilekte bulunmuştur 1- Kendisinden sonra kimseye müyesser olmayacak bir mülk ve saltanat vermesini, 2-Allah’ın hükmüne uygun hükmetme kudreti vermesini, 3-Bu mescid e sadece namaz kılmak niyetiyle gelenlerin oradan analarından doğdukları gün gibi günahlarından temizlenmiş olarak çıkmalarını.” Peygamber Efendimiz (s.a.s.) hadîs-i şerifin devamında şöyle buyurmuştur: ” Allah, ona (ilk) iki istediğini vermiştir. Üçüncüsünü de vermiş olmasını umarım. ” (Tecrid-i Sarîh Tercemesi, IV, 167).

Bu hadîs-i şeriften Beytü’l-Makdis’in Süleyman (a:s.) tarafından bina edildiğini öğrendiğimiz gibi, oraya gidip namaz kılmanın faziletini de öğreniyoruz. Bu sebeple Beytü’l-Makdis, müslümanlarca mukaddes kabul edilmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.): “Üç mescid dışında herhangi bir mescitte ibadet yapmak için yolculuk yapılmaz: Benim mescidim, Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa. ” (Buhârî, Mescidü Mekke 16, Sayd 26, Savm 67; Müslim, Hac 415, 515).

Burada bir hususun belirtilmesi gerekir. Mescid-i Haram’ın banisi Hz. İbrahim ile oğlu İsmail (a.s.) dır. Süleyman (a.s.) ile bu peygamberler arasındaki müddet, kırklarla ifade edilemiyecek kadar uzundur. Buna göre Beytü’t-Makdis’in temelinin daha önceki peygamberlerden biri tarafından atılmış olması beyti daha sonra Süleyman (a.s.)’ın bu temel üzerine bina etmiş olması muhtemeldir. (Tecrid-i Sarih Tercemesi, VI, 22).

Beytü’l-Makdis, Mûsâ (a.s.)’dan İsâ (a.s.) zamanına kadar peygamberlerin toplantı yeri ve mukaddes vahiy merkezi olmuştur. İsrâ suresinin ilk ayetinde belirtildiği gibi, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) de Mirac’a giderken oraya uğramıştır.

İslâmiyet’in ilk yıllarında kıble Beytü’l-Makdis idi. Resulullah (s.a.s.) Mekke döneminde namazlarını Beytü’l-Makdis’e doğru kılardı. Ancak namaza öyle dururdu ki Kâbe Beytü’l-Makdis’e ile kendi arasında kalırdı. Medîne’ye hicret ettikten sonra da onaltı ay Beytü’l-Makdis’e yönelerek namaz kılmaya devam etmiş, nihayet ” yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız yüzlerinizi o yöne çevirin. ” (el-Bakara, 2/144) ayeti inince artık kıble Kâbe olmuştur. (Müslim, Mesâcid, 11).

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) hadîs-i şeriflerinde Beytü’l-Makdis’de namaz kılmaya teşvik etmiş: “Beytü’l-Makdis’e gidin, orada namaz kılın. Çünkü orada kılınan bir namaz başka yerlerde kılınan bin namaz gibidir. ” buyurmuştur. (İbn Mace, İkametü’s-Salât, 196).

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz